myspace layouts

myspace layouts


ProfileMix.com - Free MySpace Glitter Graphics

Free CursorsMyspace LayoutsMyspace Comments


YAKIŞIKLI OĞLUMUN GÜNCESİ

Pazartesi, Mayıs 12, 2008 - anneler günü:)

Kategori: yazilarim

bu gün anneler günü...:)

canım annemin günü.

anne seni çok seviyorum.çok ama çok seviyorum.ne yapsam hakkını,emeğini ödeyemem...

eşşek kadar kız oldum,evlendim anne oldum,hala benim için endişelenir,hala her ihtiyacım olduğunda yanımda olursun.

Allah kimseyi annesiz,benide sensiz bırakmasın...

anneler günün kutlu olsun:)

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

Saturday, Şubat 9, 2008 - oğlumun gelişimi:)

Kategori: yazilarim

Uzun bir aradan sonra tekrar yaziyorum.bu geçen sürede oglum çok büyüdü.ama daha çok boy attı.malesef hala kilolu bir çocuk değilL

Ama Allah’a çok şükür sağlıklı…

Çok dikkatli ve meraklı bir çocuk oldu.herşeyi ama her şeyi soruyor.renkleri,hayvanları,eşyaları,yakın akrabalarının adını,saç-göz rengini,10 a kadar rakamları,kutu kutu pense şarkısını biliyor.

Baby tvnin etkisi büyük sanırım…orda ne görürse akşama bize tekrar ediyor.

Öte yandan ikinci doğum günüde yaklaştı ama ev hala inşaat halinde..

Sanırım doğumgününü 1 ay geç kutlayacağız.

Olsun ama geç olsun güç olmasın dimiJ

Annem şu anda almanyada.geçen akşam skypeden Selmaların evinde görüştük.burak ekranda anneannesini görünce delirdi resmen ve hemen bildiği ne kadar numara varsa sıralamaya başladı.o arada ters takla olayınada girmeye çalışan oğlum büyük bir tehlikeyi Allah’a çok şükür atlattı…

Bizden haberler şimdilik bu kadar…

Tekrar görüşmek üzereJ

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

Salı, Aralık 18, 2007 - kurban bayramı:)

Kategori: yazilarim
 
evet arkadaşlar....
hepimizin kurban bayramı mübarek olsun,sevdiklerimizle nice mutlu ve sağlıklı bayramlar geçirelim inşallah...
biz bayramda ankaradaydık.çarşamba öğleden sonra yola çıktık.bugün yani pazar günüde döndük...annemlerde trabzondan geldiler..
her şey çok güzeldi...burak yeni kelimeler öğrendi,yavaş yavaş cümle kurmaya çalışıyor.hala çok kilolu değil ama kuvvetli:)
şu anda ide yorgunluktan pestili çıkmış vaziyette uyuyor:)
görüşmek üzere:)))
 
 
0 YorumYorum yaz!Bağlantı

Pazartesi, Aralık 10, 2007 - hediyeni burdan seç....

Kategori: yazilarim

sevgili arkadaşlar..bu yılbaşı ve bayramda,sevdiklerimize hediye alırken anlamlı bir işe de imzamızı atalım derim ben.hediyenizi LÖSEV'in resmi sitesi olan www.ispanak.com.tr den seçerseniz bu çocuklarımızada vereceğniz destekle daha bir mutlu olacaksınız...

unutmayın...;

www.ispanak.com.tr

 

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

Pazar, Kasım 25, 2007 - ölüm üzerine..(can Dündar'dan Muhteşem Bir Yazi...)

Kategori: yazilarim
bu iletiyi bu gün eşim posta kutuma atmış.çok etkilendim ve sizlerle paylaşmak istedim.lütfen sonuna kadar okuyun....
 
Bir zamanlar bir psikoloji kitabında okuduğum bir bölüm vardı...
Hayatın ve getirilerinin kıymetini anlamak için tavsiye edilen bir metod vardı içinde..
Deniyordu ki; "arada bir, çok bunaldığınızda,hayatın sizin için çekilmez hale geldiğini düşündüğünüzde kendinize 10 dakika ayırın ve kendi cenaze töreninizi düşünün"...
Cümleyi ilk okuduğumda çarpılmıştım...
Ben girişin akabinde pozitif bir gelişme ve tavsiye bekliyordum...
Ama " kendi ölümümüzü ve cenazemizi " düşünmemiz tavsiye
ediliyordu...
Tüylerim diken diken oldu ve yazarın saçmaladığını düşündüm o an...
Ama önyargı düşmanı biri olarak okumaya devam ettim...
Özellikle insanların sizin için neler söyleyeceklerini, onlar için ne ifade ettiğinizi hissetmeye çalışın...
Diyordu ki; " bunları düşündüğünüzde dünyadaki yerinizi, dünyayı terkettiğinizde oluşacak boşluğu, sevdikleriniz ve sizi sevenler için öneminizi anlayacaksınız...
O andan geriye dönme şansınız olmadığını, hayat denen kredinizin bittiğini ve onlara yanıt verme şansınız olmadığını düşünün...
Tekrar sarılma, bir kez daha öpme ihtimalinizin bittiğini hissedin...
Dünyadaki küslüklerin, ayrılıkların, kavgaların yanında bu acının ve geri dönülmezliğin korkunç çaresizliğini yaşayın...
Bırakın canınız yansın, bırakın alevler içinde kavrulsun tüm ruhunuz...
Orada, o musalla taşında düşünün kendinizi...
Seyredin şu an çevrenizde olanların yüz ifadelerini...
Akıllarından ve yüreklerinden geçen cümleleri hayal edin...
Kitaba devam etmeden bıraktım kenara ve gözlerimi kapatıp aynen düşünmeye başladım...
Eşimi, oğlumu, annemi, babamı, kardeşlerimi ve diğer tüm
çevremi oturttum tek tek kendi cenaze törenimdeki yerlerine...
Birer birer yerleştirdim tabutumun çevresine hepsini...
Hayatımda çok nadir bu kadar canım yanmıştı...
Görüyordum işte "babaaaa..." diye ağlayan biricik oğlumu...
Eşim kucağında "ağlayan emanetimle" ayakta durmaya çalışıyordu per perişan...
Koca çınar babacığım, belli belirsiz dualar okuyordu,o gözümden hala gitmeyen vakur duruşuyla...
Annem, ciğerinden bir parça canlı canlı koparılmış gibi hem içine hem dışına akıtıyordu gözyaşlarını...
Kardeşlerim, akrabalarım "çok erken gitti, doyamadı oğluna.." diyordu acıyan ses tonlarıyla...
Ve dostlarım... Onlar da şaşkındı...
Bazısı "daha dün birlikteydik, nasıl olur.." diyordu...
Sonra anladım yazarın ne demek istediğini daha devamını
okumadan kitabın...
Bunları seyredip onlara "hayır ölmedim, burdayım.." demek istedim hayal olduğunu unutup...
Farkındalık önemli bir kavramdır psikolojide...
Belki de hiç aklımıza gelmeyen ve gelmeyecek bir farkındalığı göstermek istemişti yazar...
Kitabı okumaya ne gücüm kalmıştı, ne de isteğim...
Almam gereken dersi ve mesajı almıştım...
Şimdi ne kitabın adını ne de yazarı hatırlamıyorum...
Şu an bunları yazarken bile çok kötü oldum...
Bu olayda tek farkındalık da yok üstelik...
Biraz kendime geldikten sonra devam ettim hayatımın en zor hayaline...
Sırada çevremdekilerin ölümümün akabinde neler söyleyecekleri vardı.. Usulen ve nezaketen söylenenlerin dışında...
Onlarda bıraktığım izleri, yaşananları ve yaşanamayanları elden geçirerek ben konuşturacaktım hayalimde...
İçlerini okuyacaktım, senaryo bana ait olarak...
Yaşarken neler yazmıştım, ölümümle neler okuyacaktım...
Gerçek duygularıydı ulaşmaya çalıştığım, ölüm acısının etkisiyle girilen duygusal mod değildi, deşifre etmem gereken metin...
Canım oğlumun söyleyecek çok şeyi yoktu...
Özleyecekti, yokluğumu hissedecekti..Ağlayacaktı aklına geldikçe...
Belki ölümün ne anlama geldiğini hissedecek yaşa gelinceye kadar sıradan bir üzüntünün ötesine geçmeyecekti duyguları...
Ama hayal bu ya, 18-20 yaşına getirdim 2 saniyede oğlumu...
"hayal - meyal hatırlıyorum be baba seni...
Keşke şimdi yaşıyor olsaydın da erkek erkeğe sohbet etseydik seninle...
Bak mezuniyet törenimde de babasızdım...
Askere giderken kimin elini öpeceğim senin yerine...
Diyecek canı yanarak bir köşede...
Sevgili eşim... Benim muhteşem hatunum...
Nasıl dayanır bensizliğe?...
O ki, benim için her şeyini feda edip koşmuştu bana...
Hayatının tek adamı şimdi toprak olacaktı...
Bir daha " Seni seviyorum " diyemeyecekti...
Bir daha hevesle açamayacaktı çalan kapıyı...
Ve her gelen gece bensizliğini haykıracaktı yüzüne...
Her sabah da bensiz başlayacaktı koca gün...
Tek cümlesi takıldı o an içime;
" Oyunbozanlık yaptın be böceğim, hani beraber ölecektik ?..."

Babam-annem,o bugüne kadar evlat olarak mutlu edecek hiçbir şey yapamamanın acısıyla kahrolduğum güzel insanlar...
Helaldi şüphesiz hakları...Bilerek hiç kırmamıştım onları...
Üzerine titredikleri evlatları onlardan önce göçmüştü işte önlerinde ve dualarına muhtaçtım.... Kaç anne ve babanın çekebileceği bir acıydı ki evladının cenazesinde bulunmak... Herhalde insanın uzun yaşadığına üzüldüğü nadir anlardan olsa gerek...
Diğerlerine geçmiyorum...
Bu yazıyı şu an yazıp sizlerle paylaştığıma göre "diğerlerine" artık sizler de dahilsiniz...
Düşünün, bir gün bir mail ulaşıyor mail-boxınıza "ölmüş“ diye...
Sizler kimbilir neler düşünür ve yazardınız...
Eşim şu an yanımda ağlıyor, sanki gerçekmiş gibi... Oysa ki yazarın amacı "Yaşamanın ve hala nefes alıyor almanın kıymetini" göstermekti...
Benim de öyle... Lafı çok uzattım farkındayım...
Ama dediğimiz çözümü zor süreç 2 satırla özetlenemeyecek kadar girintili çıkıntılı...
Ben o gün kurduğum o hayalle,canımın tüm yanmasına rağmen YENİDEN DOĞDUM... Bilgisayar diliyle "format attım hayatıma"...
Sahip olduklarımın farkına vardım ve hala nefes alıyor olduğum için şükrettim...
Gözlerimi açtığım anda o kötü ve acı sahne bitmiş, oyun perde demişti...
Peki ya hayal değil de, gerçek olsaydı ve perde bir daha açılmamak üzere kapansaydı...
Belki gerildiniz, kötü oldunuz ama devamını getirirseniz buna değer bence...
İşte bu final bu yazıyı buraya kadar okumanıza değmiş olmalı...
Ben bu akşam melankoliğim ve biraz abartmış olabilirim...
Hani sanatçı ve şairiz ya ondandır belki...
Bence bu yazıyı sadece okuyarak bırakmayın...
LÜTFEN ARADA BİR, BURADAN ALDIKLARINIZI TARTIN,DÜŞÜNÜN VE HAYATINIZI GÖZDEN GEÇİRİN...
Ölümün kime ve ne zaman geleceğini Yüce Allah' tan başka bilen yok...
İşte bu yüzden hazır yaşıyorken ve nefes alıyorken yapabileceklerinizi yapın,azığınızı hazırlayın,ertelemeyin...
Sizi sevenlere ve sevdiklerinize daha fazla zaman ayırın... Bilerek - bilmeyerek kırdığınız kalpleri tamir edin...
Ve en önemlisi; VERDİĞİ-VERMEDİĞİ,ALDIĞI-ALMADIĞI HERŞEY İÇİN,
TEKRAR TEKRAR ŞÜKREDİN,HAMD EDİN YÜCELER YÜCESİ YARADAN'A


CAN DÜNDAR...
1 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- 0iLERi --- GULUMSEYİSİM ->

BANNERİMİZ

gulumseyisim


Hakkımda

YAKIŞIKLI OĞLUMUN GÜNCESİ

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

  • fotograflar
  • oglum
  • yazilarim
  • yemekler


  • Arkadaşlarım

    lezzetinsonhali
    bekirmertoglum
    benyaziyorumsiyaset
    yarensin
    SERAPARDA
    sibelefe
    springx
    medice
    nimetilker
    cicibisiiy3
    yinebiirgulnihal
    bacilar
    nurunmalikanesi
    benimkuzum
    genocide
    nursalkimi
    ebilgi
    seraplaherseyyy
    kaganbey
    yust
    kuzeybebek
    kadilarilkogretim
    1kumtanesi
    benyaziyorum
    gulumseyisim
    oktayusta
    fazlakilo
    ertunungunlugu
    benimdunyam80
    benimblog
    cozummusavirlik
    MaSaLToZu
    berten
    evkedisi
    pinkdreams
    nevzatsunul
    piniktube
    hukuksal
    eyvahmelikemutfakta
    canito
    1BukeT
    tatlipamusum

    ProfileMix.com - Free MySpace Glitter Graphics